Topak Avrat
Mustafa Eser ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Pazardan dönüş yolunda, hanımın aldığı üzümler tabağa dökülmüştü. Parmaklarımın ucunda pırıl pırıl, iri taneler, sanki güneşin tadını taşıyordu. Birini ağzıma atar atmaz, tatlı bir serinlik yayıldı damağımda. Karım Tuba da iştahla atıştırıyordu; her lokmada gözleri parlıyor, dudaklarını yalayarak beni de iştahlandırmaya çalışıyordu. Derken birden Semra’yı hatırladı. "Kocası ona 'Karadutum' dermiş," dedi hayranlıkla. "Ne güzel, değil mi? Bazı erkekler öyle tatlı konuşur ki..." Sustum. İçimden bir şeyler kopuyordu sanki. Ben de ona güzel sözler söylemek isterdim ama kelimeler ağzımda düğümleniyor, bir türlü doğru çıkmıyordu. Tuba ise durmadan konuşuyor, üzümleri dudaklarında gezdirip duruyordu. "Bana da böyle şeyler söylesen ya," diye mırıldandı bir ara. Oysa biliyordu; benim dilim, gönlümün yarısını bile taşıyamıyordu. Sessizce tabaktan bir üzüm daha aldım. Belki bu kez kelimeler yerine, tatlı bir tanenin içindeki balı sunabilirdim ona.