Terzi Fikri
Alp Yergök ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Adana'nın Yavuzlar Mahallesi'nde, Can Usta ile Feridun Usta'nın tezgâhları yan yanaydı. Halı dokumayı, eşlerinden öğrenmişlerdi; onlar da bu hüneri annelerinden devralmıştı. Kadınların ördüğü halıda, Atatürk'ün kara tahtanın başında çocuklara Türkçe öğrettiği bir sahne canlanıyordu. Akşamları, saz sesleriyle dolan evlerinde türkülerin, şiirlerin arasında komşular bir araya gelir, hüzünlü yürekler yavaş yavaş ısınırdı. Bebeklerin ağlaması diner, öfkeli kocalar başlarını öne eğerek utançla karışık bir sessizliğe bürünürdü.
Günler geçtikçe halı şekilleniyor, her düğümde geçmişin izleri yeniden dokunuyordu. Güneş, Adana'nın sıcağını bohçasına sarıp götürmüş, geride renk cümbüşüyle bezenmiş bir dünya bırakmıştı. Halı tamamlandığında, ustalar heyecanla son düğümleri atıp tüylerini kırptılar. Tezgâhtan yavaşça açılan halıda, kınalı kanatlarını çırpan kuşlar gökyüzünü süslüyor, çiçekler dallarında türküler.