Tazegül
Orhan Yıldırım ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Köyün sert rüzgârı, Felek’in yüzünü yalarken gözyaşları donup kalmıştı yanaklarında. Ablası Kader’in teselli sözleri, kulaklarında uğultuya dönüşüyordu: "Kadere boyun eğ, Felek. Veren de alan da O." Ama Felek, artık hiçbir şey duymuyordu. Soğuk toprağa saplanan elleri, yılların emeğiyle nasırlaşmış parmakları, kızının mezarını kazmaya başladı. "Tazegül’üm, gül kokulum..." diye mırıldanırken, acısı bir canavara dönüşmüştü. Kader, kardeşinin bu umutsuz çırpınışını gördüğünde sustu; bazı yaraların sarılmaya değil, kanamaya ihtiyacı olduğunu biliyordu. Felek, sisin içinde kaybolmuş bir anneydi artık; kederi, toprağın derinliklerine kök salmıştı.