Tanrıların Doğuşu
Ludwig Feuerbach★★★★★
5.0 · 26 değerlendirme
Kitap Hakkında
İnsanın zihninde tanrı kavramı, soyut bir düşünce ürünü olarak doğmadı; o, önce yüreklerde filizlendi. İnsanlık, henüz felsefeye adım atmadan çok önce, evrenin sırlarını çözmeye çalışmadan çok daha eski zamanlarda, içindeki boşluğu dolduracak bir varlığa ihtiyaç duydu. Tanrı, bir ihtiyacın, bir özlemin yansımasıdır; gözün ışığa duyduğu gereksinim gibi, insan da ona muhtaç olduğu için onu yarattı. Ludwig Feuerbach, bu cesur bakış açısıyla dinin özünü sorgularken, aslında insanın kendi doğasını keşfetmeye çağırıyor. Daha önce *Hıristiyanlığın Özü* ve *Geleceğin Felsefesi* ile okurla buluşan yazar, *Tanrıların Doğuşu*nda antik çağlardan Hıristiyanlık metinlerine uzanan bir yolculuğa çıkıyor. Teolojinin gerçekte antropoloji olduğunu savunan Feuerbach’a göre, din insan ruhunun bir aynasıdır – ama bu ayna, gökyüzüne değil, yeryüzüne tutulmalıdır. İnanç, rüyalarda bile olsa, asla uçsuz bucaksız bir hiçlikte.