Savaş ve Barış Arasında Dünya
Prof. Dr. İbrahim S. Canbolat ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Uygarlık ilerledikçe savaşların doğasındaki yıkıcılık da katlanarak artıyor. İnsanlık, kin ve şiddet dürtüsünü dizginleyemediği sürece, gelişmiş silah teknolojisi bu güdüleri daha da ölümcül hale getiriyor. Düşman artık karşı tepede değil, dünyanın öbür ucundan atılan bir düğmeyle yok edilebiliyor. Toplu imha silahlarının sadece rakibi değil, gezegeni de tehdit ettiği bir gerçek. Bu silahları üretmeye devam etmek, aslında kendi sonumuzu hazırlamak anlamına gelmiyor mu?
Tarih boyunca filozoflar ve düşünürler, savaşın bir çözüm olmaktan çıkarılması için çaba gösterdiler. Kant’ın "ebedi barış" ütopyası ya da Rousseau’nun bölgesel barış önerileri, insanlığın bu yıkıcı döngüyü kırmak için attığı adımlardı. Ancak teknoloji ilerledikçe, sorumluluk da ağırlaşıyor. Bugünün savaşları, geçmiştekinden çok daha geniş bir yıkım alanı yaratıyor. Peki, bu gidişata dur demek mümkün mü? Yoksa insanoğlu, kendi elleriyle kurduğu bu tuzağa mahkum mu?