Sarıkamış
Osman Pamukoğlu ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Kar örtüsü altında, ayazın dondurduğu bir kış sabahı... Teğmen İsmail Hakkı ve on dokuz askeri, sessizce Rus hatlarının gerisine sızmıştı. Gece boyu süren tipi, yerini soğuk ama durgun bir havaya bırakmış, her adımda ayaklarının altındaki kar gıcırtısı düşmanın dikkatini çekmesin diye dua edercesine yürümüşlerdi. Görevleri basitti: Cephe gerisindeki Rus hareketlerini gözlemlemek, düşmanın gücünü ve hazırlıklarını anlamak.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, otuz kilometre ötedeki üç yol kavşağına ulaşmışlardı. Küçük bir koruluğun ardına gizlenip, yolların ve uçsuz bucaksız karla kaplı ovayı izlemeye koyuldular. Her şey çıplak gözle seçilebiliyordu; kilometrelerce uzaktaki en ufak hareket bile fark ediliyordu. Öğleye kadar geçen at arabalarını tek tek saydılar – tam iki yüz otuz tane. İçlerinde yiyecek, cephane, belki de erzak vardı. Saat ikiye doğru, cepheden gelen Kazak süvarileri göründü. Onların.