Sarhoş Felsefesi
Sinan Kocaman ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Hayat, duyduğumuz ama anlamlandırmadığımız bir uğultunun içinde akıp gidiyor. Her nefes alışımız, her adımımız, her sözümüz aslında bu büyük gürültünün parçası. Sabahları yüzümüzü yıkarken, kahvaltımızı yaparken, hatta sevdiklerimizle konuşurken bile farkında olmadan bu sesin içinde kayboluyoruz. İnsan, kendi varoluşunu bile bu uğultuyla sarmalanmış halde sürdürüyor; doğuyor, yaşıyor, seviyor ve sonunda yine aynı gürültüyle vedalaşıyor.
Her şeyin altında yatan bu ses, farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor: bir ağacın hışırtısı, bir çocuğun kahkahası, trafiğin uğultusu ya da bir kalabalığın mırıltısı. Renkler, kokular, dokular – hepsi bu büyük orkestranın notaları. İnsan da bu senfoninin bir parçası; bazen farkında olarak, çoğu zaman ise körlemesine. Yaşam, aslında duyduğumuz ama kulak vermeyi unuttuğumuz bir gürültüden ibaret. Peki ya bu sesin içinde kaybolmak yerine, onu anlamaya çalışsaydık?