Sağırtaş
Orhan Çelik ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Dağların sessiz bekçisi Sağırtaş, zamanın ötesinde bir tanıklık taşıyordu. İnsanlar görmezden gelse de, bilmezden gelse de, o her şeyi duyar, her şeyi bilirdi. Rüzgârın fısıltısı, kuşların kanat çırpışı, bulutların göçü, taşların hafızası... Hepsi birbirine anlatırdı dünyanın dört bir yanındaki hikâyeleri. Sağırtaş, Adem’le Havva’nın cennetten sürüldüğü günlerden beri oradaydı. Bir zamanlar otlayan sürülerin, şırıldayan pınarların, coşkulu halayların sesleriyle dolu olan o topraklara özlem duyuyordu belki de. Başka bir söz gerekli miydi? Sessizlik, en güzel cevaptı.
Son kez dönüp baktığında, "Hoşça kal," diye mırıldandı usulca. "Hoşça kal," diye karşılık verdi o da, rüzgârın arasında. Ardından yola koyuldu, arabasına doğru. Geride bıraktığı, sadece bir taş değildi; yüzyılların, hikâyelerin, unutulmuş anıların sessiz bekçisiydi.