Otopsi & Kızıl Sedye
Ali Bayram★★★★★
4.0 · 8 değerlendirme
Kitap Hakkında
Boşluğun gölgesi hiç çekip gitmez; kadın, yıllardır onunla aynı havayı solur, aynı karanlığı paylaşır. Nefes almak, uyumak, kusmak, hatta yazmak – hepsi birer kaçış denemesidir, ama rüyalar asla izin vermez. Her gece aynı taş ev belirir düşlerinde, ıssızlığın ortasında, pencerelerinin arasında asılı duran yaşlı kadının tablosuyla. Kadın, o tabloya bakar, tablo ona. Bir kaleydoskobun içinde dönen kar taneleri gibi, ruhu da aynı döngüde savrulur: çığlıklar, ter, gözyaşı. Boşluk, uyanıkken bile onu çağırır, adeta bir tutkuyla.
Bu hesaplaşma, içindeki çatışmayı büyütür. Yazmak mı, yoksa annelik sorumlulukları mı? Çocukluk yaraları, toplumun dayattıkları, yazma arzusu – hepsi birbirine dolanır. Kadın, kimliğini, varoluşunu sorgular; günlük hayatın boğuculuğu ile özgürlüğün eşiğindeki yazma isteği arasında sıkışır. Seçim yapmak zorundadır: esaret mi, yoksa kendi sesini bulmak mı?