Nal
Cemal Dindar ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Akıl hastanelerinin soğuk koridorlarında, yıllarca bir rutin vardı: Haloperidol, biperiden ve klorpromazinin baş harflerinden oluşan "NAL" karışımı. Bu üçlü, ajitasyonla gelen hastaların ilk karşılaştığı kimyasal müdahaleydi. On yıl öncesine kadar pek tercih edilmezken, yazarların hastanede kaldığı dönemde standart tedavi haline gelmişti. Belirli dozlarda hazırlanan bu kokteyl, bir enjektörle hastaya uygulanır, bazı kliniklerde alaycı bir ifadeyle "nallamak" diye adlandırılırdı. Duvarlara sinmiş o emirler hâlâ kulaklarda çınlıyor: *"Niye huzursuz bu hasta? Nallayın şunu!"*
Eğer servislerin pırıl pırıl boyaları kazınsa, altında belki de yılların acımasızlığı kalacaktı. Foucault, bu "nal" meselesini duysaydı, *Deliliğin Tarihi*'ne yeni bir bölüm eklemekten geri durmazdı herhalde. İlaçların gölgesinde kalan insan hikâyeleri, unutulmaya yüz tutmuş bir gerçekliği hatırlatıyor.