Mustafa Suphi ve Yoldaşlarını Kim Öldürdü?
Emrah Cilasun ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Anadolu’nun dört bir yanından, Kafkasya’nın dondurucu soğuğundan, Orta Asya’nın bozkırlarından ve İstanbul’un kalabalık sokaklarından gelen devrim ateşiyle yanıp tutuşan yürekler, 1920’nin sonbaharında Bakü’de buluştu. Bolşevik rüzgârının Asya’ya taşıdığı umut, onları Türkiye’nin işçi ve köylülerini birleştirmek için kolları sıvamaya itti. Eylül ayında kurdukları Komünist Partisi, yıkılmış bir ülkeye devrim ışığını taşımak için yola koyuldu. Ancak Anadolu’ya dönüşleri, sadece dört ay sürecek bir ölüm yolculuğunun başlangıcıydı.
Kars’ta sahte gülücüklerle karşılanan grup, Erzurum’dan Gümüşhane’ye, oradan Trabzon’a uzanan bir kovalamacanın içinde buldu kendini. Her durakta biraz daha sıkışan, biraz daha yalnızlaşan bu öncüler, Değirmendere’de valilerin, komutanların, çetelerin ve kaçakçıların kurduğu tuzağa düştü. Mustafa Suphi’nin “Mustafa Kemal Paşa’ya bağlılığımızı bildirmek için geldik” çağrısı, çoktan.