Mari
İsmail Dindar ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
İsmail Dindar’ın *Mari* adlı öyküsü, sessiz bir öğle vaktiyle açılır. Güneşin altında, dut ağacının gölgesinde Mari ve dört çocuğu oturmaktadır. İki büyük oğlan, on-on iki yaşlarındadır; ellerinde sopalar, dikkatle bir şeylerle uğraşırlar. Sarı saçlı küçük kız ise avlunun toprağında tek başına oyun oynar. Mari’nin göğsündeki bezi, aylardır çıkarmamıştır; artık neredeyse tenine yapışmış gibidir. Yavaşça ayağa kalkar, dut ağacının altında duran leğene doğru yürür. Her adımında bedeni titrer, yüreği sıkışır. Bir an koşup kızını kucaklamak, ona sıkıca sarılmak ister. Ama bacakları tutmaz, dili damağına yapışır. Gözlerini açtığında, hostes üniformalı bir kadın şaşkın bakışlarla ona bakmaktadır. Elinden tutan annesine "hayır" demek ister, ama sesi çıkmaz. Kadın, hâlâ aynı şaşkınlıkla yüzüne bakmaktadır. Mari’nin bilmediği bir şeyler vardır; oysa bedeni, her şeyi çoktan anlamıştır.