Mahcubiyet Öyküleri
Ersin Yılmaz★★★★★
4.0 · 6 değerlendirme
Kitap Hakkında
Masada duran gözlüklerini kenara itip karşısındaki adama bakarken, sanki o an orada değilmiş de zihninde canlandırdığı bir hayaletmiş gibi hissediyor. Üzerine çöken ağır bir tembellik ve kendini beğenmişlikle dolu. Pencereden görünen tek şey, kararmış bulutların gölgesi. Gün sona eriyor, çoğu insan bu manzarayı fotoğraflar, o ise gözyaşlarını tutamayan bir adamla baş başa. "Ben asla böyle etkileyici bir son yaşayamayacağım," diye geçiriyor içinden. Üşüyor. Dirseklerini masaya yaslayıp başını kaldırıyor ve nazikçe, "Teşekkürler, ama artık gitmem gerek," diyor. Bu günlüklerin hemen yakılması lazım. Daha fazla bu hışırtıları, bu kokuyu çekemeyecek. Kapıyı kapatıp ağlamaya başlıyor. Sıradan alışkanlıkları, bırakması kolay olsa da, yine de köşede büzülüp hıçkırıyor. Söylemesi gerekenleri, yürüyüş sırasında mezar taşlarına fısıldıyor; değersiz, yıpranmış cümleleri ve sahte samimiyetleri. Belki de en büyük.