Madencinin Feneri
Hasan Akbaş ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Zonguldak’ın derinliklerinde bir maden ocağı, sessiz sedasız yutuyor genç bir canı. Yirmi beşine bile gelmemiş, taze bir ömür, toprak altında kaybolup gidiyor. Göçük, sadece taşları değil, umutları da gömmüş altına; yeni kurulmuş bir yuvanın hayallerini, geleceğe dair kurulan tüm planları. Kapıya vurulan kilit gibi, son bir kez kapanıyor her şey.
Sesini duyuyor adam, yerin altından gelen o boğuk iniltiyi. Ama kımıldatamıyor bir türlü. Tepeye tırmanıp bakıyor, sanki oradan görebilirmiş gibi kaybettiği canını. Oysa ne görse boş; ne yapsa nafile. Akbaş’ın dizelerinde, acı bir gerçeklik var: Maden, sadece işçisini değil, bir ailenin bütün geleceğini de yutuyor. Toprağa karışan beden, geride kalanlara ise kapanmaz bir yara bırakıyor. Oyun değil bu, hayatın ta kendisi – ve bazen en acımasız haliyle.