Kürk Kitabı
Bilinmeyen Yazar ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
16. yüzyılda Osmanlı sarayının ihtişamı, kürklerin göz alıcı parıltısıyla taçlanırdı. Özellikle sur-ı hümayun adı verilen büyük törenlerde, dört bine varan hil’at dağıtılır; samur, vaşak ve zerdeva gibi değerli postlar, padişahın cömertliğinin simgesi olarak vezirlere sunulurdu. 1675’teki şehzadelerin sünnet şenliğinde, esnafın geçiş sırası günlerce sürmüş, kürkçüler ise onuncu günde padişahın huzuruna çıkmıştı. Evliya Çelebi’nin anlatımına göre, tahtırevanlar üzerinde sergilenen yüz binlerce altın değerindeki kürkler, dükkânların zenginliğini gözler önüne sererdi: samur başlıklar, tilki boğazı, kuğu boğazı ve daha niceleri... İstanbul’da beş yüzü aşkın kürkçü dükkânı bulunurken, Sivas gibi taşrada bile on dört dükkân bu zanaatı sürdürüyordu. Kürk, sadece bir giysi değil, bir güç ve statü göstergesiydi.