Kumru Yuvası
Asalet Salgınoğlu ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Hayat, bazen eski bir çeşmenin başında durup susuzluğunu gidermek gibi; soğuk, umarsız, ama bir o kadar da gerçek. Kederlerimi rüzgâra bırakıverdim tıpkı faytonların ardında savrulan at yelesi gibi, savrulup gitsin diye. Öğrendiğim bir şey var: Mutsuzluk gözümün önünde dursa da, gönlümü ondan çevirmeyi başardım. Gönül görmezse, göz de görmez olur. İşte o zaman yükler hafifler, küfenin bir ucundan tutmuş gibi hissedersin kendini. Sanki yıllar sonra eski konağa dönmüşsündür; kollarını bağlayıp şehre tepeden bakmak gibi bir özgürlük.
Ah, o konak! Beni hep kucaklasın, kolları hiç bağlanmasın. Bir kumru kadar yerim olsa da onunki çalı çırpıdan, benimki eski tahtalardan. Yıllar akıp geçse de bahçedeki tarihi çeşme gibi, ömrümü uzağına atmasın. At arabalarının nal sesleriyle dolu, Osmanlı kokulu sokaklarda kaybolayım. Kimse duymasın sesimi; sadece Paşam Sultan bilsin yerimi. O da yalnızca rüyalarıma uğrasın, dualarımda kalsın.