Koşarak Gelen Adam Habib Neccar
Nizamettin Duran ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Antakya’nın tenha bir köşesinde, dua eden bir adam vardı: Habib Neccar. Onu bulmak için soluk soluğa koşan Antonyo, kalabalığın öfkeli uğultusunu getirmişti beraberinde. Haber, Habib’in yüreğine bir ok gibi saplandı. İsa’nın havarilerine uzanan eller, onun gözünde birer ateş topuna dönüşmüştü. Ayakları kanasa da, dikenler etini delse de durmak yoktu. "Allah’ın elçisinin dostlarına dokunulmasına izin verirsem, nasıl yüzümü gökyüzüne çeviririm?" diye düşünüyordu. Koşuyordu işte, nefes almadan, mesafeleri yutarcasına. Şehrin bir ucundan öbürüne, sanki zaman durmuştu da yalnızca o ilerliyordu. Her adım, bir vicdan borcuydu; her soluk, bir yalvarış. Ya Rabbine hesap verememenin utancı? O utanç, yerin dibine geçseydi de içine girseydi ya... Ama o, koşmaya devam ediyordu. Çünkü inancın bedeli, bazen kanayan ayaklarla ödenirdi.