Kırk Yılın Hikayesi
Vedat Ali Kızıltepe ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Köy meydanlarında gaz lambalarının ışığı sönmeye başladığında, elektrik telleriyle gelen yeni bir çağın kapısını araladık. Edison’un buluşundan çok daha büyük bir heyecanla karşıladık bu değişimi; sanki elektriği biz keşfetmiş gibiydik. Radyonun cızırtılı sesinden ajansları dinlerken, bir gün o kutunun içinde gerçek insanları göreceğimizi bilmiyorduk. Televizyon dediğimiz o büyülü kutu, önce karıncalarla başladı, sonra Heidi’nin masum gülüşü, Taş Devri’nin çılgın maceraları, Fred Çakmaktaş’ın komik halleriyle hayatımıza girdi. Gölge Adam’ın basketbol topuyla attığı her sayıda, milli maçlarda Kurtuluş Savaşı’nı yeniden yaşar gibi olduk.
Ferdi Tayfur’un hüzünlü sesi, Orhan Gencebay’ın büyüleyici bağlaması, Müslüm Gürses’in içli türkülerinde kendimizi bulduk. Sevmeyi, sevdiğimiz için titremeyi, Kadir İnanır’ın karizmasında, Türkan Şoray’ın büyüsünde, Fatma Girik’in cesaretinde, Cüneyt Arkın’ın.