Kesik Dil
İbrahim Gökburun★★★★★
4.0 · 11 değerlendirme
Kitap Hakkında
Şehir, suskunluğun ağırlığıyla nefes alıyordu. Her köşesinde bir hikâye saklıydı; babaların işsiz dönüşlerinin gölgesi, çocukların telaşlı adımları, mezar taşlarının soğuk sessizliği. Arşivlerin tozlu sayfaları, müzelerin cam vitrinleri, morgların bekleyişi... Hiçbiri onun yüzünü taşımıyordu. Hepsi çok yaşlı, çok yorgundu; acıyla dolu bir geçmişin izlerini taşıyorlardı sanki.
Cebinde bir akrep geziniyordu sanki, her adımda dikenlerini batırıyordu. Gün içinde defalarca öfkeleniyor, sonra yine dua ediyordu. Erken doğan çocukların öcü büyürken, banka şubelerinin camlarında yansıyan yüzü, kaybolmuş bir halkın hikâyesini fısıldıyordu. Dilini kaybedenlerin sesi, damarlarında hâlâ çınlıyordu. Kapıyı araladığında, geçmişin gölgeleriyle dolu bir sınıfın eşiğinde buldu kendini. Her şey, o suskun çığlığın peşindeydi.