Karadut’un Hazin Öyküsü
Zeliha Yazıcı Ergün ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Provence’ın mor lavanta tarlaları arasında, Akdeniz’in sıcak nefesiyle sarılan bu küçük köy, yıllardır huzurun ve sadelikle örülü yaşamın adresiydi. Taş duvarlarla çevrili çiftliğin avlusunda, kameriyenin gölgesine sığınan Aytun, etrafı saran doğanın seslerine kulak veriyordu. Kuşların cıvıltısı, cırcır böceklerinin ritmik ezgisi ve havaya sinmiş lavanta kokusu, ona uzak kaldığı topraklara yeniden kavuşmanın sevincini yaşatıyordu. Gözleri, ufka kadar uzanan bu eşsiz manzarada geziniyor, yüreğindeki özlemi biraz olsun dindiriyordu.
Birden, toprak küpün arkasından titrek bir gölge belirdi. Aytun’un dudaklarında alaycı bir gülümseme belirirken, yavaşça seslendi: “Karadut!” Cılız bir itiraz yükseldi hemen: “Adım Feyzan, karadut değil!” Delikanlı, kahkahasını bastırmak için dudağını ısırarak karşılık verdi: “Biliyorum ama ben öyle çağırmak istiyorum işte. Hadi gel, sana İstanbul’dan bir sürprizim var.” Güneşin.