Kara Yılan
Eyüphan Erkul ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Çukurova'nın yakıcı güneşi, toprağın her zerresine sinmiş gibidir. Nem, demiri bile zamanla çürütecek kadar ağırdır burada. Nacarlı köyünde yaşayan Ayşe'nin Mustafa'sı, babasından kalan üç dönümlük tarlasına her yıl olduğu gibi bu kez de karasabanını alıp yola koyulur. Eşeğini "ço, ço" diye dürterek ilerlerken, öküzlerini de "oha, oha" diye dizginlemeye çalışır. Amanos Dağları'nın eteklerine varana dek saatler süren yolculuk, yorgunluktan kemiklerine işler.
Tarlaya ulaştığında, önce eşeğini yeşilliklerin arasına bağlar; kazığı toprağa çakıp yularını sıkıca düğümler. Ardından, eliyle yaptığı toprak sedire oturur, soluklanır. Cebinden çıkardığı tütün tabakasını açar, parmaklarıyla bir tutam kıyılmış yaprağı alıp kağıda özenle sarar. Çukurova'nın tozlu rüzgarı yüzünü yalarken, sigarasından derin bir nefes çeker. Önünde uzanan toprak, bu yıl da emeğinin karşılığını verecek midir, bilinmez. Ama Mustafa bilir.