Jineke mirî li Cihangirê
Jana Seyda ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Rah, hayatın acımasız döngüsünde kaybettiklerini ararken bulduğu her şeyi yeniden yitirmenin ağırlığıyla sarsılıyordu. Geçmişin gölgesi, pişmanlıkların soğuk nefesi ensesindeydi; her an, bir zamanlar sahip olduklarına duyduğu özlemle soluk alıp veriyordu. Yarınlara dair umutlar ise, bugünün yükünü taşımaya yetmiyordu. Bir gün, gözlerinden biri karanlığa gömülünce, diğer gözüyle bulmak için oğullarını yolladı. Geri döndüklerinde, Rah’ın dünyası bir kez daha altüst oldu: Kaybettiği gözü yerine, yepyeni bir bakış açısı gelmişti. Ama bu yeni bakış, eski acıları sildikçe, yerini daha derin bir yalnızlık aldı. Göklerde parlayan ay, belki de onun gözyaşlarının yansımasıydı. İnsan, tıpkı Rah gibi, savaşların izlerini silmeye çalışırken boş bir levha gibi hisseder kendini – her şeyi yeniden yazabilecekmiş, her deneyimi sıfırdan yaşayabilecekmiş gibi. Oysa geçmiş, silinmez bir mürekkeple yazılmıştır; ne kadar.