İz Yok Vukuat Yok
Özkan İrman ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Orhan, sınır karakolunun demir kapısından adım attığı andan itibaren içindeki sorgulamalar hiç dinmedi. Neden buradaydı? Sadece bir yanlış mıydı onu bu uzak noktaya savuran, yoksa kaderin acımasız bir cilvesi mi? Zaman, kum taneleri gibi kayıp giderken, geçmişin gölgesi peşini bırakmıyordu. Unutmak istediklerini hatırlıyor, hatırlamak istediklerini unutuyordu.
Kura günü gelip çattığında, "en uzak" diye yazılan yerde bulmuştu kendini. Başçavuşun soğukkanlılığı, deftere "İz yok, vukuat yok" yazarken bile içini kemiriyordu. Oysa Orhan biliyordu: izler silinmez, olaylar unutulmazdı. Sinirden titreyen sesiyle itiraz ettiğinde, başçavuşun yanıtı basitti: "Yarın sen de aynı şeyi yazacaksın." Sınırda her şey sessizdi, ama bu sessizlik yalanın ta kendisiydi.
Odasına çekildiğinde, geçmişin hayaletleriyle baş başa kaldı. Üç dönem önce intihar eden asteğmenin bıraktığı boşluk, sanki onu da içine çekiyordu. Ailesine,.