İniş Göğü
Fatih Çodur ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Perdeleri aralamadan önce bile güneşin sıcaklığını hissediyorum. Lavabonun başına geçip suyu açtığımda, soğuk damlaların yüzüme çarpmasıyla irkiliyorum. Gözlerimi yıkamak, bu sis perdesini aralamak için kaç kez daha uğraşmam gerekecek? Aynanın solundaki havlu, biraz kirli olsa da umurumda değil. Zaten her şey biraz kirli, biraz yıpranmış. Suyu kapatıp yatak odasına yöneliyorum; Zehra’nın kokusu hala burada, sanki biraz sıcak, biraz soğuk... Üzerimdekileri çıkarmadan yatağa uzanıyorum, kirli çarşaflar bile beni sarmalasın istiyorum. Kapıyı kilitliyorum; dışarıda kimse olmasın, sensizlikten başka. Yorganı başıma çekip bir yılan gibi kıvrılıyorum, zehrimi içime akıtıyorum. Karanlıkta kaybolmak, sadece uyumak... Zehra’yı aramak mı, yoksa bu sonsuz yalnızlıkta boğulmak mı? Unutma, diye fısıldıyorum kendi kendime; yapayalnızlık haramdır. Ama burada, bu karanlıkta, başka ne var ki?