İlham-ı Aşk İmam Ali
Habib Mert ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Kâbe’nin gölgesinde, kutsal bir sır gibi açılan o an, zamanın ötesinden gelen bir yankıydı sanki. Fatıma, üç gün boyunca nurla beslenen oğlunu kucağına alıp, kalabalığın hayret dolu bakışları arasında kapıdan adım attığında, yüzyıllar öncesinin bir sahnesi yeniden canlanmıştı. Tıpkı Meryem’in İsa’yı kolları arasında taşıdığı o gün gibi, Fatıma da bebeğini saran beyaz kundağın içinde, âleme yeni bir ışık getiren bir güneşi taşıyordu. Gözleri, yaşadığı o yüce anın şükrüyle dolarken, kucağındaki çocuk, karanlıkları delen bir şafak gibiydi. O an, sadece bir doğum değil, kâinatın rahmetle dolup taştığı bir mucizenin habercisiydi. Fatıma, oğlunun gülümseyen yüzünde, tüm varlığı aydınlatan bir nur gördü; kendisi de bu nurun bir parçası olmanın huzuruyla, gökyüzüne minnet dolu bir bakış fırlattı.