Güldüren - Düşündüren Fıkralar
Ali Adil Atalay ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
1994 yılıydı, Türkiye’nin uzaya uydu göndereceği haberleri dört bir yana yayılmıştı. Bir akşam, halk ozanı Vaktidolu’nun evinde toplanan dostlar sohbete dalmış, konu bir ara bu heyecan verici gelişmeye gelmişti. Herkes merakla Vaktidolu’ya dönüp düşüncesini sordu: "Sizce nasıl olacak bu iş?" Ozan, derin bir nefes aldıktan sonra, "Atatürk yaşasaydı, Avrupa’dan çok önce bizim uydularımız gökyüzünde olurdu," dedi. "Yine de gurur duyuyorum. Ülkemizden uzaya bir adım atılması büyük bir olay. Ama içimi bir kuşku kemiriyor."
Meraklı bakışlar arasında devam etti: "Duyduğuma göre, bu füzenin üzerine Atatürk’ün ismiyle birlikte bugünkü başbakanın adı da yazılacakmış." Misafirler şaşkınlıkla sordular: "Ne olur ki yazılsa?" Vaktidolu’nun yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi. "Çok şey olur dostlar! Eğer gerçekten Atatürkçü iseler, füze hedefine ulaşır. Ama değilse, kısa devre yapıp patlaması işten bile değil." O gece,.