Gül Şafağı
Mehmet Ekici ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Gün doğarken ufuk pembe bir gülün yansımasıyla aydınlanırken, bülbülün sesi lale bahçelerinde yankılanır. Hilalin gölgesinde solan sancaklar, kavuşma ateşini harlamak için rüzgârın esmesini bekler. O şafakta kopan poyrazla birlikte Hacı Bektaş’ın dergâhında bir yolcu olurum; Taptuk Emre’nin kapısında kul, ateşte yanmış bir yürek. Atımın yeleleri rüzgârı biçerken ardımda Peçenek savaşçıları, dudaklarımda Hun türküleriyle Bizans surlarına dayanırım. Burçlardan yükselen bir ses, "Biraz daha, biraz daha ileri!" diye haykırır. Sancak bir avuca sığmaz olur artık. Ben Ulubatlı Hasan, soylu bir aşkın türküsünü yazan, hünkârın bakışıyla bakan, yiğitlerini öpmeye kıyamayan, kızılelmalar uğruna mezar olan biriyim.