Gerçek Ay Işığı
Ali Ozanemre ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Çukurova’nın tozlu yollarında bir av peşindeyken, yoldaşlar birer birer dağılmıştı. Geriye yalnızca o kalmıştı; kayaların arasında, umudun bile gölgesini arar halde. "Siz gidin," demişti içinden, "ben burada kalacağım." Sonra Fikret’in sesi çınladı kulaklarında: "Yalnızsan da yürüyeceksin." Haklıydı. Haksızlığın dikenleriyle kaplı yolda, tek başına da olsa adımlarını sürdürdü.
Derken karşısına Bedreddin çıktı; sanki kendi yansımasıydı. Ardı arkası kesilmeyen çağrışımlar arasında, emaneti Papaz Efendi’ye ulaştırmak için uğraşırken, babasının, imamın, hatta olmayan bir müftünün selamlarını taşıdığını söyleyecekken durdu. Papazın yüzündeki şaşkınlığı, gür sakalının ardındaki bakışları seçmeye çalıştı. Ürperdi. Göz göze geldiklerinde, sadece bir kucak sakaldan ibaret olmadığını anladı. Yolun sonu, belki de başlangıcı oradaydı.