Gelincikler
Nejla Bilgin ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Düğün alayı coşkuyla başlasa da, gelinin yüreği başka bir yerdedir. Pencereden gördüğü yabancı damadı kabullenemeyen genç kadın, elindeki gümüş aynayı öfkeyle yere savurur. Cam kırıkları, su dolu gümüş tasın tahta döşemede çıkardığı sesle dans ederken, gelinin çığlığı düğün evini sessizliğe gömer. Beyaz gelinliğiyle kırlara doğru kaçan genç kızın gözyaşları, toprağa düştüğü her yerde kan kırmızısı gelincikler olarak filizlenir. Bir anda etraf uçsuz bucaksız bir gelincik denizine dönüşür. Kızının ardından koşan baba, rüzgârda dalgalanan bu kırmızı tarlada kaybolur. Her adımda ezilen gelincikler, sanki toprağa kan damlıyormuşçasına yeniden açar. Hangi çiçeğin kızı olduğunu ayırt edemeyen baba, hoyratça kopardığı her gelinciğin solduğunu görür. Elleri kan kırmızısına bulanırken, sesi rüzgârda erir gider. Kızına bir daha asla ulaşamaz. O günden beri, her bahar aynı topraklarda açan incecik gelincikler, zorla.