Foucault ve Sosyal Diyalog Parçalanmanın Ötesi
Christopher Falzon ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Michel Foucault’nun düşünce dünyasında özgürlük kavramı, soyut ve erişilmez ideallerden sıyrılarak somut insani varoluşun içine yerleşir. Hümanist gelenekten kopuş, bireyi metafizik bir özne olarak gören ve onu her türlü dünyevi bağdan bağımsız kılmaya çalışan özgürlük anlayışını reddeder. Bu yaklaşım, insanı adeta tanrısal bir güce sahipmiş gibi konumlandırarak gerçekte ulaşılmaz bir hedef dayatır. Varoluşçu felsefenin "kendini yaratma" ideali de benzer şekilde, insanın tüm dış etkilerden sıyrılarak kusursuz bir benlik inşa etmesini talep eden, pratikte karşılığı olmayan bir beklentidir. Marksist özgürlük anlayışı ise tarihin tüm akışını kontrol altına almayı vaat ederken, insanı tarihin üstünde bir konuma yerleştirir – oysa insan, tarihin bir parçasıdır, onun efendisi değil. Aydınlanmacı özgürlük nosyonu da, tarihe hükmetme iddiasıyla, aslında egemenlik biçimlerinin meşrulaştırılmasına zemin hazırlar..