Ekmeğin Peşinde Taşkent'e Doğru
Alexander Nererov ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Küçük Mişka, annesinin hasta yattığı, dört duvarı soğuk ve açlıkla sarmalanmış kulübeye adım attığında, çocuksu bakışları bir anda olgunlaşmıştı. Şapkasını alnına kadar indirip kaşlarını çattı; artık bir yetişkin gibi konuşuyor, yetişkinler gibi oturuyordu. Gözlerini annesine dikti: "Neden yatıyorsun?" diye sordu, sesi kararlıydı. Kadın, güçsüz bir nefesle yanıtladı: "Kendimi iyi hissetmiyorum." Mişka’nın dudaklarından dökülen sözler, yaşının çok ötesinde bir iddiaydı: "Ekmek bulmak için Taşkent’e gideceğim." Annesi şaşkınlıkla doğruldu. "Taşkent mi? Neresi o?" Çocuk, gözlerinde parlayan umutla açıkladı: "Uzaklarda bir şehir, buradan iki bin verst ötede. Orada ekmek bol, herkesin sofrası dopdolu. Bir gidişte otuz funt getiririm, görürsün." Sözleri öylesine net, öylesine inandırıcıydı ki, annesi bir an için gerçekten inanacak gibi oldu. Ama bu, sadece bir çocuğun açlıkla sınanan hayali miydi, yoksa.