Düşünme Krizinde Felsefeden Politikaya
Kolektif ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Düşüncenin kaderi, yalnızlıkla örülüdür. Gerçekleştiği anda bile, onu anlayacak bir dinleyici bulamaz çoğu zaman. Zamanlama hep ters gider; düşünmek, içinde bulunduğu anın sancılı sessizliğinde ışıldar ancak. Kendine özgü bir ölçütü yoktur, olamaz da. Umut geleceğe, özlem geçmişe aittir; ikisi de aslında aynı kökenden beslenir: yuvaya duyulan hasret. Hep uzakta kalan varlığa yaklaşma çabasıdır bu, başka bir beklentisi yoktur. Düşüncenin belirdiği o ince zaman dilimi, varlığın görünme-gizlenme dansına tanıklık eden bir aralıktır. O aralıkta düşünen, acı çeker. Kırılganlığı ve dayanıksızlığı, rahatlık ya da korkaklığa yer bırakmaz. Nesnesi yoktur düşüncenin; belirlenmiş düzenlerin içinde kendine yer bulamaz. Tanımlar, sınıflandırmalar, açıklamalar onun için yabancıdır. Ne genel deneyimdir ne de bireysel yaşantı. En az benliğin hüküm sürdüğü anda doğar, bu yüzden dili şiirseldir. Varlığın saflığı ve güzelliği.