Dul Avratlar Köyü & Göçüp Giden Gürleşen
Hasan Hüseyin Gündüzalp ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Dağların arasında saklı bir Varsak köyünde, iki dünyanın arasında büyüdük: köyde şehirli, şehirde köylüydük. Evlerimizde Ali’ler, Hasan’lar, Fadime’ler vardı, ama ne Alevi ne Sünniydik; öyle bir ayrımın farkında bile değildik. Anam, engin tarlada ekin biçerken doğurmuştu beni, taş duvarlı, ahırdan bozma bir odada. Babam yedi yaşında, üç yaşındaki kardeşiyle yapayalnız kalmıştı; önce Ermenilerin, sonra Türklerin ve Kürtlerin birbirini kırdığını duyduğumuz o "kaçkaç" yıllarında ardıç meyvesiyle beslenerek dağlarda hayatta kalmışlardı.
Babam büyüyünce, köyün en güzel kızlarından biri ona abla gibi bakmış, ama o aşağı köyden, sessiz sedasız bir gelin almıştı. İlk çocuğu doğmuş, ikincisi yolda, derken askere çağrılmıştı. Orada okuma yazma öğrenmiş, ama köyüne döndüğünde hayat yine aynı acımasız döngüde akıp gidiyordu. Bu topraklarda kaybolanlar, göçüp gidenler, unutulanlar... Hepsi birer hikâyeydi, ama kimse anlatmazdı.