Doğu Akdeniz’de Bir Liman Kenti: İskenderun (1914-1919)
Naim Ürkmez★★★★★
5.0 · 5 değerlendirme
Kitap Hakkında
Büyük İskender’in adını taşıyan İskenderun, Osmanlı’nın son dönemlerinde liman kenti kimliğini kazanmaya başladı. Ancak İngilizler, bu bölgenin stratejik değerini çok daha önce fark etmişti. 16. yüzyılın sonunda Levant Company aracılığıyla İskenderun’da ticari faaliyetlere girişen İngilizler, burada bir konsolosluk bile kurarak etkilerini pekiştirdi. Zamanla kent, Avrupalı tüccarların uğrak yeri haline geldi. 17. yüzyılda Evliya Çelebi’nin de dikkatini çeken İskenderun, geniş depoları ve canlı ticaretiyle dikkat çekiyordu.
19. yüzyılın sonlarına doğru ise bölge hızla gelişti. Diyarbekir, Elazığ ve Halep gibi iç bölgeleri dış dünyaya bağlayan limanı sayesinde İskenderun, 14 farklı devletin temsilciliğine ev sahipliği yapıyordu. Ne var ki bu hareketlilik, kaçakçılık ve Ermeni çetelerinin faaliyetleri için de uygun bir zemin oluşturdu. I. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında İngilizler, dört asırdır ticari üs.