Doğançay'ın Çınarları
Oruç Aruoba★★★★★
5.0 · 15 değerlendirme
Kitap Hakkında
1996 yılının haziranında, yavaşlayan trenin penceresinden Doğu’ya doğru uzanan bir manzara takıldı gözüme: Doğançay’ın çınarları. Güneş batmak üzereydi, yamaçların ardında kaybolan ışık, ağaçların siluetini daha da belirgin kılıyordu. O an, ne olduğunu tam seçemediğim bir his kapladı içimi. Sanki o çınarlar, zihnimde çoktan şekillenmiş, yazılmayı bekliyordu. Aylar sonra, 1997’nin ocak ayında kâğıda döktüğüm satırlar, o ilk görüntünün izini sürmeye başladı.
Mayıs ayında yeniden geçtim oradan; trenin camından bakarken, kurduğum hayal ile gerçek birbirine karıştı. Çınarlar, tıpkı zihnimde canlandırdığım gibi duruyordu. Yazmak ise uzun bir yolculuktu: Çiftehavuzlar’dan Yalıkavak’a, Karamürsel’e uzanan bir serüven. Haziran geldiğinde, Yıldırım’ın objektifinden de gördüm onları. Doğançay, artık sadece belleğimde değil, karelerde de yaşamaya başlamıştı.