Demirciler Çarşısı
Şevki Özbilen ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Çukurova, günlerdir kavruluyordu. Güneş, ovanın üstüne öyle bir çökmüştü ki, nefes almak bile güçleşmişti. Toprak, yanmış gibi çatırdarken, çakır dikenleri bir anda patlayıverdi; milyonlarcası, sanki gizli bir emir almışçasına, mor renkleriyle ortalığı kapladı. Önce canlı, parlak bir mordu bu, sonra sıcakla birlikte soldu, kahverengiye, bakıra dönüştü. Yaprakları dökülünce geriye yalnızca dikenli, kuru dallar kaldı; hendek kenarlarında, rüzgârın hafif esintisiyle hışırdayarak sallanıyorlardı.
Bir süre sonra serçeler geldi. Dut ağaçlarının dallarına üşüşüp cıvıldamaya başladılar; sesleri, kavurucu sessizliği delip geçiyordu. Ardından sığırcıklar indi ovaya; siyah tüylerinin üzerinde sarı beneklerle, çöplüklerin, kuru otların arasına karıştılar. Çukurova, bu garip, canlı sessizliğin içinde, yazın acımasız sıcağına teslim olmuştu.