Dara
S. Serra Erdoğan ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Güneşin altında, terk edilmiş bir Êzîdî köyü uzanıyordu. Yıkık duvarlar, kırık kapılar, sessizliğin içinde birer anı gibi dikiliyordu. Pencerelerde tünemiş serçeler, kanat çırparak hüzün saçıyor, sanki burada yaşananları unutmamak için bekliyordu. Afîye’nin evi, boşluğuyla insanı içine çekiyordu. Kapısız eşikte durdum; sağ tarafta, taşın üzerine işlenmiş tavus kuşu, renkleri solmamış gibi canlıydı. Dev dut ağacının gölgesinde, ikiye bölünmüş nar ağacı, incir ağacına yaslanmış, son gücüyle ayakta kalmaya çalışıyordu. Kuyu, kuru yapraklarla dolmuştu. Yıkık duvarlar, sanki evin son nefesini korur gibiydi. Tavanı sökülmüş, ağaçları sökülüp götürülmüş; çıplak duvarlardan süzülen gözyaşları, girişte birikmişti. Ocağın karanlığı, bacasızlığı, her şeyin nasıl da hızla yok olduğunu hatırlatıyordu.