Çukurova Sıla Ben Gurbet
M. Gıyasi Aydemir ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Adana’nın kavurucu sıcağında, on dörtünde bir çocuk; taze bir filizin rüzgarda savruluşu gibiydi. Henüz el değmemiş, masum, ama gurbetin acımasız ellerinde hızla olgunlaşmaya mahkûm. Gözleri çakır, saçları sarı, dik başlı bir delikanlı; sokakların, kebapçıların, mahalle aralarının dilini öğrenirken buldu kendini. Turunç kokulu şalgamın, turşu sulu kebabın, yeşil limonlu gazozun arasında büyüdü. İstiklal Mahallesi’nin yazlık sinemalarında çekirdek çıtlatırken, Eskiistasyon’un gölgeli sokaklarında "gardaş" diye seslendi tanımadığı insanlara. İponun, façanın, kellenin ne demek olduğunu öğrenirken, bir yandan da Nihal Atsız’ın siyaset oyunlarında nasıl kaybedildiğini gördü. Kuruköprü’de şeker kamışı emer, Lunapark’ta tek mermiyle sigara paketi vurur, İnce Cumali’nin, Asfalt Rıza’nın, Garagatur Duran’ın hikâyelerini dinlerdi. Öfkesi bir anda alevlenen "del’aanlı"larla başı derde girse de, barışmak için içilen.