Çölün Feryadı
Habib Mert ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Uzak bir çölün kavurucu sıcağında, zaman sanki donup kalmıştı. Yorgun ayaklar, her adımda yüreklere ince bir sızı bırakıyor; kumlar, sessiz bir ağıt gibi ayakların altında eziliyordu. Bu kervan, ölümüne yürüyordu – ama öyle sıradan bir son değildi bu. Tarihin derinliklerine kazınacak, aşkla yoğrulmuş bir vedaydı. İmam Hüseyin, en önde, Zülcenah’ın üzerinde dimdik duruyor, ardında dalgalanan İslam sancağı, Abbas’ın kolları arasında adeta can buluyordu. Ali Ekber’in yiğitliği, Kasım’ın cesareti, her biri bu yolculuğa ayrı bir anlam katıyordu. Gönüller, aşkla yanıp tutuşmuştu bir kere.
Hüseyin, karşılaştığı her topluluğa sesleniyor, Peygamber’in sözlerini yankılıyordu: "Bu dünyanın geçici süsü ne ki? Allah’ın ebedi mükâfatı çok daha yücedir." Sonra, Ehl-i Beyt’ine dönüp sözlerini tamamladı: "Ey Muhammed’in evlatları! Yakında aranızdan ayrılacağım. Allah’ın selamı üzerinize olsun." Rüzgâr, bu sözlerle.