Çarşı Faşşolig'e de Karşı
Haldun Açıksözlü ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
90'ların renkli televizyonlarıyla tanıştık; ekran başında oturup izlemenin, hayatı sadece seyretmenin çağı başlamıştı. Her şey hazırdı: diziler, 24 saat yayın yapan kanallar, uyutulmuş bir nesil... Oysa sokakta top oynayan üç beş çocuk, "çapulcu" diye damgalanıyordu. Ta ki sıkılanlar, televizyonun ötesine geçip sahaya çıkana dek. Gezi’nin tozlu yollarında Çarşı’nın abileriyle buluştular, futbolun sadece gol atmaktan ibaret olmadığını, asıl önemli olanın oyunda olmak olduğunu keşfettiler. Tribünler coşkuyla doldu, bayraklar dalgalandı.
Ama sonra Passolig geldi. Kırmızı kart gibi bir engel, taraftarın takımıyla kucaklaşmasını, maçın heyecanını birlikte yaşaması engelledi. Tribünler sessizleşti, futbolun tadı tuzu kaçtı. Yine de pes etmediler. Çünkü biliyorlardı: bayraklar dürülse de, sahaya yeniden çıkmanın, oyunu geri almanın bir yolu mutlaka vardır. Çarşı’nın ruhu, Gezi’nin direnişi, futbolun özünü.