Boarık
Ali Eryılmaz ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Bozkırın tozlu yollarında bir yemin yankılanır: "Ya vatan bulacağım ya da göçüp gideceğim." Boarık, atalarının sesini ruhunda duyduğu anavatan özlemiyle yanıp tutuşur. Babasının anlattığı Tengri Dağları’nın yeşil vadileri, gönlünde açan bir düşten ibarettir artık. Yüreğinde kopan fırtınalar, onu bilinmeyen topraklara sürüklerken, her gördüğü uçsuz bucaksız bozkırda "Burası mı?" diye sorar kendine. Ama durmak yoktur; durursa, kanında asırlardır akan Türk ateşi sönüverecektir. Dedesi gibi, babası gibi, belki de sevdiği Balak Han gibi, ya zaferle dönecek ya da sonsuzluğa karışacaktır. Her adımında "Türk’ün yurdu neresi?" diye haykırır Boarık, gökyüzüne doğru. Tengri’nin vadettiği topraklara ulaşana dek, yolundan dönmeyecektir. Çünkü o, bozkırın oğludur; durmak, onun için ölmek demektir.