Bir Osmanlı Kimliği: 14.-17. Yüzyıllarda Rum / Rumi Aidiyet ve İmgeleri
Salih Özbaran★★★★★
5.0 · 15 değerlendirme
Kitap Hakkında
Osmanlı İmparatorluğu’nu kimlik ve aidiyet üzerinden anlamak, yalnızca siyasal bir güç olarak değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir mozaik olarak ele almak demektir. 14. yüzyıldan 17. yüzyıla uzanan süreçte, farklı coğrafyalardan gelen, çeşitli diller konuşan ve farklı inançlara sahip bireyler, nasıl ortak bir kimlik altında birleşti? Fatih Sultan Mehmed’in "Kayser-i Rûm" unvanını benimsemesi, sadece fetihlerin değil, Roma mirasını sahiplenmenin de bir ifadesiydi. Bu, imparatorluğun Orta Asya’dan gelen geleneklerle İslam dünyasının değerlerini harmanladığı, aynı zamanda yeni bir coğrafi ve hukuki çerçeve çizdiği anlamına geliyordu.
Kanuni Sultan Süleyman’ın Bender’deki kitabesi ise imparatorluğun evrensel iddiasını gözler önüne serer: Kutsal topraklarda adının anılması, denizlerdeki hâkimiyeti, Bağdat’tan Mısır’a uzanan egemenliği ve Macar tahtını ele geçirişi, sadece askeri başarılar değil, aynı.