Bir Karun Efsanesi M. Ö. 1000
Ali Kaya ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Bir bahar sabahı, sarayın sessizliğini Nina’nın tiz çığlığı yırttı. Hizmetkârlar, sesin geldiği balkona doğru koşuştu. Yerlerde, sırtında garip bir astronot dövmesi ve boynunda deri bir muskayla, çıplak yatan genç adamın saçı sakalı birbirine karışmıştı. Yaşından çok daha yaşlı görünen bu gizemli yabancı, yüzükoyun yatıyordu. Kral Anka’ya haber verildiğinde, hükümdar hemen olay yerine geldi. Diz çöküp gencin saçlarını araladığında, yıllardır hasret kaldığı yüzle karşılaştı. Gözleri dolan kral, sevinçten çılgına dönerek oğlunu kucakladı. "Bu benim evladım!" diye haykırdı, sesi titreyerek. "Çabuk, onu içeri taşıyın!" diye emretti hizmetkârlarına. Akbaba’nın evi, sonunda bir dönüşe tanık olmuştu.