Bir Ankara Ailesinin Öyküsü
Orhan Karaveli ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Ankara’nın soğuk kış akşamlarında, bir gazetecinin Moskova yolculuğu başlıyordu. Orhan Karaveli, sürgündeki bir şairle karşılaşmak üzere yola çıkmıştı; o şair, yıllardır hasretini çektiği topraklardan uzakta, bir odada bekliyordu. 9 Ağustos 1960 günü, Nâzım Hikmet’in kapısını çaldığında, karşısında duran adamın gözlerinde memleket özlemiyle karışık bir sevinç parlıyordu. Uzun kollarıyla genç gazeteciyi sarıverdi neredeyse, dudaklarından dökülen "Merhaba!" sözcüğü, yılların birikmiş selamı gibiydi. Bu karşılaşma, sadece iki insanın değil, bir ülkenin kavuşamadığı umutların da hikâyesiydi. Karaveli’nin anlattıkları, sürgünün yalnızlığını ve insanın yüreğine sığmayan özlemi, o anın sıcaklığıyla aktarıyordu. Fotoğraftaki gülümseme, aslında çok şey anlatıyordu: Bir şairin vatan hasreti, bir dostluğun doğuşu ve hiç bitmeyen bir özlem.