Beyaz Atın Süvarisi
Ramazan Yılmaz ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Benginaz Hatun, yıllardır içini kemiren bir kaygıyla kocasının yanında söyleniyordu: Kızları Ayperi büyümüştü artık, rüştünü ispatlamıştı. Ama çeyiz sandığı bomboştu. "Hani senin o övündüğün ipek kervanları? Hani kızımızın mor feracesi?" Mustan Bey, eşinin bakışlarından derdini anlamıştı. Gözleriyle ak çadırı işaret etti: "Balyayı aç, bohçaların içinde. Hem Ayperi’ye, hem sana birer tane seçtirdim." Benginaz şaşkınlıkla sordu: "Ne zaman geldi bu?" Mustan Bey gülümsedi: "Kuşların kanadında, hatun. Seni üzmek olur mu hiç?"
Yoksul Türkmen obasının kaderi, ipek yollarının tozlu izlerinde kaybolmuştu. Mustan Bey’in gururla andığı kervanlar artık uğramaz olmuştu. Çeyiz sandığına konacak tek bir ipek mendil bile yokken, Ayperi’nin feracesi nasıl alınacaktı? Benginaz’ın içindeki burukluk, obanın geleceğine dair umutsuz bir soru işaretiydi. Ama Mustan Bey’in sessiz çabası, sevginin gücünü bir kez daha gösteriyordu.