Batırık Hanım
Nihat Mustul ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Pazarcı tezgâhının başında durmuş, elindeki domatesleri inceliyordu. O güneşte kızarmış, yerli yerinde yetişmiş domatesler, kahvaltının olmazsa olmazıydı onun için. Hele ki batırık yapacaksa... Gözü bir an önce kaymış, beş kilo almıştı bile. Kocası görse yine söylenirdi, ama ne yaparsın, dayanılmazdı işte. Domatesin o ekşi tatlı aroması, rengi, kokusu... Eski zamanların lezzetiydi sanki. Gerçi artık her şey ilaçlanmış, gübrelenmişti; doğallığını yitirmişti. Ama yine de vazgeçemiyordu.
Gözü salatalığa takıldı. Almalıydı. Sonra patlıcan, limon, lahana derken poşetler dolup taşmaya başladı. Akşam mutlaka batırık yapılacaktı. Fesleğen de unutulmamalıydı; onsuz olmazdı ki. Beş poşet dolmuştu bile. Artık yeterdi, daha fazlasını taşıyamazdı. Ama içi rahat değildi; sanki bir şeyler eksik kalmış gibi hissediyordu.