Aze
Murat Yaykın ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Burak, Azê’nin gözlerindeki o derin, uzak bakışlardan bir hikâyenin sızdığını hemen fark etti. İçini kemiren hüznü belli etmemeye çalışsa da, dudaklarından dökülen her sözcük, geçmişin ağırlığını taşıyordu. Azê, anlatmaya başladığında köy meydanları canlandı gözünde: kazanlarda fokurdayan etler, tandırdan yeni çıkmış mis gibi ekmekler, uzun sofralarda dizilen keşkek tabakları... Davulların ritmiyle kıvrılan halaylar, sazların tellerinden dökülen nağmeler, dengbejlerin yürekleri titreten sesleri, gençlerin kahkahaları, yaşlıların gözyaşları... Her düğünün vazgeçilmezi Kendal’ın yanık sesiydi, ta ki dağlara çekilene dek. Onun ardından, düğünlerin neşesi soldu. Halaylar yarım kaldı, kaşıklar pilava batmaz oldu. Tüfek sesleri köyü sardı, âşıkların atışmaları sustu; sis gibi çöken bir sessizlik... Azê’nin anlattıkları, kaybolan bir dünyanın izlerini sürüyordu.