Avrupa Kıtası Ülkeleri
Kolektif ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
İstanbul’un sisli bir sonbahar akşamı, Bab-ı Hümayun’dan hızla geçen bir sadaret arabası, Ayasofya’dan yükselen ezan sesleriyle buluşuyordu. İçindeki adam, üç saat önce ayrıldığı saraya yeniden dönerken, yüreğinde bir fırtına kopuyordu. Sultan Mahmut’un baş ağrısı bahanesiyle dinlenmeye çekildiği cuma selamlığından sonra Paşakapısı’na dönmüş, ama zihni padişahın kaderiyle meşguldü. Tek başına bir imparatorluğu ayakta tutmaya çalışan bu adam, mektepler açtırıyor, yenilikler getiriyor, ülkeyi ayağa kaldırmak için çırpınıyordu. Ne var ki, her taraf isyan ve fitneyle kaynıyordu. Halk bölünmüş, orduyla millet karşı karşıya gelmiş, Hacı Bektaş’ın kutsal kazanı devrilmişti.
1826’nın bu karanlık günlerinde, bir zindan mahkumu, bir kitap ciltçisi ve bir kuyumcu, sarayın en kıymetli mücevherini çalmak için plan yapıyordu. Onlara bir atlı savaşçı ve bir hırsız lazımdı. Peki ya hırsız, aynı zamanda bir âşıksa?.