Avrupa Birliği & Küreselleşen Dünyada
Rasim Özgür Dönmez ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Türkiye’nin Avrupa Birliği yolculuğu, onlarca yıllık inişli çıkışlı bir serüvene dönüştü. 1990’lardan bu yana süren müzakereler, umutların yanı sıra derin hayal kırıklıklarını da beraberinde getirdi. Lüksemburg Zirvesi’nde kapıların yüzümüze kapandığı an, adaylık statümüzün reddedildiği günlerdi. Ancak sadece iki yıl sonra Helsinki’de adaylığımızın ilan edilmesi, herkesin kafasında soru işaretleri bıraktı. Peki, bu ani değişimin ardında ne yatıyordu? AB neden geri adım atmış, Türkiye ise neden daha önce kabul etmediği şartları kabullenmişti? Kıbrıs meselesi, Ege’deki haklarımız ve ülkenin bütünlüğü gibi kritik konular, Helsinki belgesinin ardından masaya yatırıldı. Bakanlar Kurulu’nun o toplantıda aldığı karar, geleceğimizi şekillendirecek bir uyarı niteliğindeydi: "Bu metni nasıl yorumladığımızı yazılı olarak belirtmezsek, haklarımızı korumakta zorlanabiliriz." Uzun soluklu bir yolculukta her adım, stratejik bir hamle gerektiriyordu.