Anka Kuşu
M. Sait Karaçorlu ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
19. yüzyıl İstanbul’unda, Serasker Avni Paşa’nın karşısına genç bir tabip çıkar: Mülazım Doktor Ömer. Paşa’nın sert bakışları, gencecik hekimin gözlerini kırıştırmaya yetmez; soğukkanlılığıyla dikkat çeker. Olay yeri, bir cesedin yattığı loş hücredir. Ömer, perdenin altında yatan bedeni inceledikten sonra, raporunu hazırlamak için çantasını karıştırırken Paşa’nın sabrı taşar. “Önce bana söyle, nedir bu işin aslı?” diye gürler. Doktor, ölüm nedenini soğuk bir profesyonellikle sıralar: Boğulma, kalp krizi ya da kan kaybı ihtimalleri üzerinde dursa da, bileklerdeki zorlama izleri ve bedendeki darp izleri başka bir gerçeği işaret eder. Paşa’nın öfkesi kabarır; “İntihar olamaz mı?” diye çıkışır. Ömer’in yanıtı kesindir: “İntihar eden biri iki bileğini birden kesemez.” Bu sözler, Paşa’nın öfkesini daha da alevlendirir; gözlerinden adeta kıvılcımlar saçılır. Olayın ardındaki sır, henüz çözülmemiş bir düğüm gibi ortada durmaktadır.